Dünyadan Manzaralar
Bu sayımızda gelin sizlerle bir dünya turu yapalım.Fotoğraf sanatçılarının çok farklı coğrafyalarda bir
zamanlar çektikleri fotoğrafları izleyip, o fotoğraflarla ilgili yaptıkları
yorumları okuyarak bir gezintiye çıkalım.
Türkiye’den Afrika’ya, Amerika’dan Asya’ya kare kare
dolaşalım.
Ne dersiniz?
Ömer Serkan Bakır
Biz fotoğrafçılar için değişik ülkeler ve şehirler görmek
vazgeçilmezdir. Gördüğümüz değişik şehirleri dolaşıp fotoğraflarken de he
r
zaman farklı bakış noktaları ararız. Bu bakış noktaları genellikle şehir
manzarasını panoramik olarak görebileceğimiz tepeler olur. Ancak New York gibi
bir şehirde dolaşırken bu pek mümkün olmayabilir. Ancak bu görkemli şehirde
yüzlerce gökdelenin arasından sıyrılan bir yapı sizi şaşırtabilir. Bu yapı,
Empire State Binası'dır. Manhattan, Fifth Avenue'de 33. ve 34. caddelerin
arasında yer alan Empire State, 102 katlı olup, 1576 merdiven basamağına
sahiptir. Yüksekliği 381metre, anten ile beraber 443,2 metredir. World Trade
Center (Dünya Ticaret Merkezi) binasının 1972 tarihindeki açılışına kadar
dünyanın en yüksek binası olarak kalmıştır. 11 Eylül 2001 tarihindeki terör
saldırıları sonucu World Trade Center binaları yıkılınca,
New York'un en uzun
binası ünvanını geri almıştır. 1931 yılında açılan bina 18 ay gibi kısa bir
sürede bitirilmiştir. Her gün binlerce kişinin ziyaret etmek için geldiği
binanın, 86. katına kadar çıkılmasına izin veriliyor. Bu kattan zemine 320
metrelik bir mesafeden bakmanız anlamına geliyor. Temiz havalarda görüş
mesafesinin 100 km'ye kadar çıktığı söyleniyor. Eğer siz de şanslıysanız ve
yolunuz New York'a düşerse, Empire State Binası'ndan fotoğraf çekmeden
dönmeyin.
Her gün binlerce
kişinin ziyaret etmek için geldiği binanın, 86. katına kadar çıkılmasına izin
veriliyor. Bu kattan zemine 320 metrelik bir mesafeden bakmanız anlamına
geliyor.
Lütfi Özgünaydın
Bu fotoğrafı Erzincan yakınlarındaçektim. 2006 kış aylarıydı. Hava güneşli ve fotoğraf için
uygundu. Dijital makinemi A 16
moduna getirdim. Karlı dağın önünde çoban hayvanlarını
otlatıyordu. Koyunlar dağın yamacından aşağı iniyorlardı. Onların böyle arka
arkaya dizileceğini düşündüm ve bir süre bekledim. Düşündüğüm gerçekleşti ve
koyunlar tek sıra halinde dizildiler. Görüntü güçlenmişti, deklanşöre
bastım.Birkaç kare de eksi 1'le çekim yaptım.
Sonuçta bu kareyi seçtim yayımlanması için. Manzara
fotoğraflarında güneş ışığı önemli. Bol ışıkta çekilen fotoğraflar daha
başarılı oluyor. Işığın arkadan gelmesini tercih ederseniz, daha net ve
detaylar daha belirli olacaktır.
Manzara
fotoğraflarında güneş ışığı önemli.
Bol ışıkta çekilen
fotoğraflar daha başarılı oluyor
Yusuf Tuvi
Kenya'da 15 gün kadar safari yaptıktan ve görkemli
Kilimanjaro Dağı'nı gördükten sonra Mombasa'ya
gelmiştik. Safarilerdeki ve
Kilimanjaro dağını gördüğümüzde hissettiğimiz coşkunun yanında Mombasa bize
durgun gelmişti. Denizin kenarına kurulmuş fazla bir özelliği olmayan bir kent
gibi idi. Ne var ki sabah uyanıp denizdeki gel git nedeni ile olan değişikliği,
mavinin ve yeşilin yarattığı görselliği, sahilde renkli giysileri ile dolaşan
yerlileri, denizde dolaşan tekneleri gördüğümüzde içimize bir sevinç doldu.
Biz de bir tekne kiraladık ve denizde dolaşıp fotoğraf
çektik. Bu fotoğraf o gün çektiğim fotoğrafların içinde
en çok beğendiklerimden
biridir.
Uyanıp denizdeki gel
git nedeni ile olan değişikliği, mavinin ve yeşilin yarattığı görselliği,
sahilde renkli giysileri ile dolaşan yerlileri, denizde dolaşan tekneleri
gördüğümüzde içimize bir sevinç doldu.
St John Adaları görüntünün oldukça temiz olduğu bazen 40-50
metrelere çıkabildiği önemli bir dalış bölgesi. Özellikle yumuşak ve sert
mercanlar ile bol miktarda balığın görüldüğü bir bölge.
Öndeki sert masa mercanı ile kırmızı yumuşak mercanın araka
plandaki mavi üzerinde sağladığı uyum hoşuma
gitmişti ve bu fotoğrafta önce onu
görüntülemeye çalışmıştım. Daha sonra kare içerisinde dalıcıların bulunmasının
daha hoş olacağını düşündüm ve arkadan gelmekte olan dalıcıları görüp onların
kare içine yerleşmesini bekledim. Yaklaşık 5-6 poz aldım ve her birinde palet
vuran bacakların uyumu ve ritmi son derece kötü idi. En sonunda bacakların en
uygun olduğu anı bekleyip bu kareyi çektim. Sağdaki akya balığı ise tam bir
tesadüftü. Balık doğru fotoğrafı çekebilmek için verdiğim emeğe acımış olmalı
ki her şeyin daha düzgün olduğu kare içinde yerini alıverdi. Yani bana bir
mükafat sundu.
Balık doğru fotoğrafı
çekebilmek için verdiğim emeğe acımış olmalı ki her şeyin daha düzgün olduğu
kare içinde yerini alıverdi.
Sabit Kalfagil
Myanmar'a ikinci gidişim.
Ekim 2005. Epey kuzayde Tangy Eyaleti'nde göl, Sapanca Gölü
büyüklüğünde etrafında 160 köy var.
Kazıklar üzerinde göl evleri. Biz gölün karşı kıyısındaki yegane motelde kalıyoruz. İlk
günün yol yorgunluğu sabaha doğru geçti. Gün doğumunda kıyıda olmak iyidir.
Durgun göl yüzeyinde kavisler çizerek bize doğru bir tekne geliyor.
Biz neredeyiz? Gelen kim? Hiç önemli değil. Bu, bir huzur ve
mutluluk atmosferi.
Cennet belki de böyle bir yer.
Biz neredeyiz?
Gelen kim?
Hiç önemli değil.
Bu, bir huzur ve
mutluluk atmosferi.
İbrahim Zaman
Yıl 2002 Endonezya Java Adası, Bromo Volkanı. Gündoğumundan çok önce otelimizden çıkıp yaklaşık
40 dakika araçlarla tırmandık. Herkes dağıldı. Uygun bakış
açısı için koşuşturmam sonucu bir yere konuşlandım. Güneşin ilk ışıklarını nbeklemeye koyuldum. Önce duman yoktu. Gün doğumuyla kraterden duman yükselmeye başladı. Acaba püskürecek mi diye heyecan duydum.
Sonuçta böyle bir fotoğraf meydana geldi.
Gün doğumuyla kraterden duman yükselmeye başladı. Acaba püskürecek mi
diye heyecan duydum.
İzzet Keribar
Kamboçya seyahatinin en önemli ve heyecan dolu gezisi Angkor Wat Tapınağı 'dır desem, sanıyorum ki
herkes benimle hem fikir olacaktır.
13. yüzyıl yapımı olan bu dev anıtı gezmek için en az bir
gün gerekir ki bu da normal turistler içindir. Biraz ciddi fotoğraf çekecek
olanlar Angkor Wat ve civar tapınaklar için en az üç gün ayırmalı çünkü her
köşe yeni bir heyecan, yeni bir
keşiftir. Kamboçya seyahatinden önce Kmer Uygarlığı hakkında biraz kitap
karıştırmıştım ve orada karşılaştığım APSARAS kabartmalarıyla sanki eski birer
dost gibi hissediyordum kendimi. Apsaras'lar Kmer heykel sanatında önemli bir
yer tutar. Genelde bunlar gerçeküstü yaratıklar olarak düşünülür ve
betimlendikleri pozlar da genelde dans hareketlerinden esinlenmiştir. Sadece
Angkor Wat Tapınağı'nda 2000'e yakın Apsaras heykeli olduğu söylenir.
Bu nedenle, Kaboçya'yı anlatan bir dia gösterisinde ya da arşivimde çeşitli Apsaras fotoğrafı
olmaması benim için
düşünülemezdi. Kmer sanatının en can alıcı konularından biri
çünkü. Ve de pencerelerde gördüğümüz yatay yivli mermer kolonlar, onlar da Kmer
mimari sanatının bir parçası.
Apsaras ile kolonların bir arada bulunduğu bir duvar
keşfettiğimde çok sevindim. Ziyaretçilerin heykellerde zamanla braktıkları
izler de bana göre ilginç.
Kamboçya seyahatinden
önce Kmer Uygarlığı hakkında biraz kitap karıştırmıştım ve orada karşılaştığım
APSARAS kabartmalarıyla sanki eski birer dost gibi hissediyordum kendimi.