Makaleler

Makale kategorileri
  • Temel Fotoğraf Bilgileri
  • Photoshop Dersleri
  • Yardımcı Ekipmanlar ve Aksesuarlar
  • Çekim Teknikleri
  •  
  • Son eklenen makaleler
  • Plaj'da en güzel kareleri yakalayabilmeniz için 7 önemli ipucu...
  • Annenizin en güzel fotoğrafları için size yardımcı olacak 6 ipucu
  • Trabzon'dan Batum'a
  • Fethi İzan'la Sohbet
  • Dünyadan Manzaralar
  • Akşam Işıkları
  • Bahar geldi... Çiçekleri fotoğraflarken size yardımcı olacak 5 ipucu
  • En güzel bebek fotoğrafları
  • ISO (ASA) (Hassasiyet) Ayarları
  • Kaç Tip Hafıza Kartı Kullanılır?
  • Dijital Kompakt Fotoğraf Makinesinde Pozlandırma Nasıl Yapılır?
  • Yüksek Hız Derken...
  • Taşınabilir Paraflaş Kitleri
  • Mini Yardımcılar
  • Yansıtıcılar (Reflektörler)
  • Siyah Beyaz Fotoğraflara Renkli Bakış
  • Tripodlar: Net Fotoğrafın Vazgeçilmez Unsuru
  • Üst Üste Çekim
  • Portre Fotoğrafçılığı
  • Doğa Fotoğrafçılığı
  • Sokaklardan Çalınan Sanat: Sokak Fotoğrafçılığı
  • Gezi Fotoğrafçılığı
  • Manzara Fotoğrafları
  • Kompozisyonun Altın Kuralları
  • Makale arama


  • Trabzon'dan Batum'a
  • Şerif Antepli
  • Fotoğraf Dergisi 76. Sayı
  • Trabzon’dan Batum’a

    bat05.jpgTürk Fotoğrafçıları Kütüphanesi'nin Batum'da açılacak sergisinde hazır bulunmayı bahane ederek Trabzon'dan Batum'a kadar uzanacak kısa bir fotoğraf gezisi düzenledik. Aslında gezinin ve serginin oluşum fikri ve organizasyonu fotoğraf tutkunu Bülent Akbaş'a aitti.  Aylar önce kendiliğinden oluşan bu proje fikrine sahip çıkarak projeyi hayata geçirdi. Türk fotoğrafı adına, sergi ve geziye katılanlar adına kendisine buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.

    bat01.jpg25 Ekim sabahı, Sabit Kalfagil, İbrahim Zaman, Güler Ertan, Recep Dönmez, Nadir Ede, Ömer Serkan Bakır, Bülent Akbaş, ben ve eşlerimiz birlikte bazı dostlarımızın da katılımıyla Atatürk Hava Limanı'ndan Trabzon'a hareket ettik. İndiğimizde bizi karşılayan minibüsle önce Sümele'ye çıktık. Bulutlu ama yağışsız bir sonbahar günüydü. Hemen seri çekimler başladı. bat03.jpgBirkaç saat sonra oradan ayrılıp yola devam ederek Uzungöl'e vardık. Akşamüstü otel'e adımımızı attığımızda korkunç bir yağmur başladı. Tabiat, sanki bizim keyfimizi kaçırmamak için hoşgörü göstermişti gün boyu... Ertesi sabah yağmur yoktu. Bulutlar çevredeki tepelerin arasında dolaşarak yüzlerce değişik görünüm bat02.jpgsunuyorlardı. Ayder'e doğru yola çıktığımızda doğanın hoşgörüsü nedense bitmiş, yağmur başlamıştı. Buna rağmen sık sık mola vererek görüntü toplamaya devam ettik. Öğlen vakti sığındığımız bir lokantanın ortasındaki dev sobanın çevresinde mıhlamalarımızı yerken kurumaya da çalışıyorduk. Tekrar yola çıktığımızda tertemiz havayı solurken gözlerimiz muhteşem doğa güzellikleri karşısında kamaşıyordu. Her taraf ayrı güzellikteydi. Doğa sanki fazla mesai yapıyor gibiydi… Akşam Hopa'da konakladık. Sabahın erken saatlerinde Sarp Sınır Kapısı'ndan, Gürcistan'ın Acaristan Özerk Bölgesi'ne giriş yaptık. Öğlen saatlerinde bat06.jpgTürkiye Başkonsolosluğu'nu ziyaret ettik. Batum Başkonsolosumuz Sayın Kazım Çavuşoğlu bizi makamında karşıladı, her birimizle ayrı ayrı sohbet etti. Gencecik, pırıl pırıl bu diplomatımızın Türkiye'yi temsil etmesinden hepimiz gurur duyduk. Daha sonra Batum Devlet Sanat Galerisi'nde Türk Fotoğrafçıları Kütüphanesi Sergisi açıldı. Geziye katılan sanatçılarımızın dia gösterileri eşliğinde yapılan açılış törenine büyük ilgi vardı. Akşam, Başkonsolos; grubumuza, otantik bir Gürcü evi dekorundaki bir restoranda yemek verdi. Güneş, ertesi gün, gün boyu dolaştığımız Batum sokaklarında bizi yalnız bırakmadı. Bakımlı binalar, adım başı rastladığımız heykeller, geniş bulvarlar objektiflerimize sık sık takıldılar. 29 Ekim, gezimizin son günü idi. Pırıl pırıl bir güneşin altında, her zaman pırıl pırıl ışıldamasını istediğimiz Türkiye'miz için birbirimizin Cumhuriyet bat08.jpgBayramımızı kutladık. Önceki gece saatler Türkiye'de bir saat geriye alınmıştı. Gürcistan'da bu uygulama yok. İki ülke arasında genelde bir saat fark olduğundan, sabahleyin Türkiye'ye girişimizde saatlerimizi iki saat geriye aldık. Birkaç metre farkla iki saat birden kazanmıştık… Türkiye'ye giriş yaptıktan sonra bu coğrafyayı çok iyi bilen Bülent Bey, bizi Çağlayan Köyü'ne götürdü. Doğanın içinde tipik bir Karadeniz köyü... Yine fotoğraflar, fotoğraflar…  Daha sonra Bülent Bey ile vedalaşıp bat07.jpgTrabzon'a doğru yola çıktık. Yazmadan yapamayacağım. Yolda Çayeli'ne uğradık. Orada Lale adlı bir restoran var. Harika kuru fasulye yapıyorlar. Aklınızda bulunsun… Trabzon'a gelince önce Ayasofya'yı, daha sonra Atatürk Köşkü'nü ziyaret ettik.  Akşam İstanbul'a dönmek için uçağa binerken, yanımızda, makinelerimizdeki yüzlerce görüntü, ama daha önemlisi harika bir gezinin anıları ve pekişen dostluklar vardı.


    Fotoğraf Dergisi 76. Sayı'dan alıntıdır.
  •  
  • E-posta:
  • Şifre:
  •  
    E-postamı hatırla
  •  
  •  
    Şifremi unuttum